akçakocaakçakoca haberakçakoca gazetesihaber akçakocaakçakoca son dakika
DOLAR
13,7194
EURO
15,5684
ALTIN
786,58
BIST
1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Düzce
Sağanak Yağışlı
16°C
Düzce
16°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C
Pazartesi Sisli
20°C
Salı Yağışlı
21°C
Çarşamba Yağışlı
19°C
reklam

EMEKLİLER  “Bizler Emekliyiz, Sadaka Beklemiyoruz. Haklarımızı İstiyoruz.”

EMEKLİLER  “Bizler Emekliyiz, Sadaka Beklemiyoruz. Haklarımızı İstiyoruz.”
01.04.2021
0
A+
A-

Tüm Emekli-Sen(Tüm Emekliler Sendikası) Akçakoca  Temsilciliği üyeleri sendika temsilciliği önünde  bir araya gelerek yaptıkları basın açıklamasında, hükümet yetkililerinin emeklileri görmezden geldiklerini savunarak, “Geçinemiyoruz ve İsyandayız” dediler.

 

reklam

Tüm Türkiye’de olduğu gibi, Tüm Emekli-Sen Akçakoca  Temsilciliği üyeleri de bir araya gelerek eylem yaptılar.

reklam

Akçakoca Tüm Emekli Sen. Temsilciliği önünde 30- 35  sendika üyesinin bir araya geldiği CHP İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz’unda katılarar destek verdiği eylemde, sendika adına basın açıklamasını Emekli Öğretmen Sema Sümer okudu.

“İnsanca Yaşamak İstiyoruz”,“Geçinemiyoruz, İsyandayız” yazılı pankartlar ve yer yer bu pankartlardaki sloganlar eşliğinde okunan basın açıklaması metninde şu ifadelere yer verildi: “Olağanüstü günlerden geçiyoruz. Ülkemizde yaşanan ekonomik, toplumsal ve siyasal kriz; Bir yıldan fazla süredir devam eden korona virüs salgınıyla daha da derinleşmiştir. Bu yok edilen sosyal devlet anlayışı sonucu dar gelirli ve yoksul toplum kesimlerine destek verilmemesine, sağlık, eğitim, ulaşım gibi kamusal hizmetlerin özelleştirilmesine bağlıdır. Bu kriz  tüm toplumu, özellikle de emeğiyle geçinen, işçi, memur, küçük üretici, esnaf ve emeklileri derinden etkileyen, iktidarın yönetememe krizidir. Siyasal krizi aşma yöntemi olarak öne sürülen “Başkanlık Sistemi/Tek Adam rejimi, değişikliği sistemin antidemokratik karakterini daha da derinleştirmiştir. Baskıcı ve otoriter uygulamalar artmış hukuk düzeninden hızla uzaklaşılmış, devlet politikası haline getirilen İslami ve gerici politikalarla artık kurumsal olarak savunulacak bir laiklik bırakılmamış, parlamento iyice işlevsizleşmiş, bütün bir kararnamelerle yönetilir hale gelmiştir. Bu haliyle salgın yönetimi de dahil toplumun geleceği Cumhurbaşkanının iki dudağı arasında şekillenmektedir. Biz emeklilerin içinde yer aldığı özellikle yaşlı gruplar, salgın koşullarında hizmetlere ulaşmakta sorunlar yaşadık ve daha çok etkilendik.

Dünya da ve ülkemizde salgın, koruyan, gözeten sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı, gözler önüne sermiş, özelleştirilen sağlık sisteminin sorgulanmasına da yol açmıştır. Piyasacı, paran kadar sağlık anlayışına dayalı sağlık sisteminin sonuçlarını bu salgın sürecinde hep beraber yasadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Sağlık sisteminin kamusal bir hizmet olması bir zorunluluk olarak kendini dayatmaktadır. Bizler bu ülkenin emekleriyle üretenleri ve çalışanlarıydık. Dilenci olmadık yalnızca emekli olduk. Sesimizi duyurmaya çalıştığımız sizlerde bir gün emekli olacaksınız. Bilmelisiniz ki ülkenin  bütün değerlerini, bugünlerini emekleriyle yaratan emekliler açlığa, yoksulluğa mahküm edilmiş  durumdadırlar. Çok uzun yıllardan beri emekli aylıkları yoksulluk sınırının altında yer almaktadır. Temel ihtiyaç maddelerine yılbaşından bu yana yapılan zam oranlan nerdeyse yüzde elli civarındadır. Asgari ücretin 2 Bin 825 TL olduğu ülkemizde 13,5 milyon emeklinin , 8 milyonunun maaşı 2 Bin TL’nin  altındadır. Bu da gösteriyor ki, emeklileri yoksulluk sınırının altında bırakmak yetmezmiş gibi açlığa da mahkûm etmek istemektedirler. Emekli aylıklarına yapılan zamların yeterli olduğunu savunanlar, hayatlarında bir gün bile pazara çıkmamış, elinde file ile alışveriş yapmamışlardır. Ama hayatlarımız üstünde söz sahibi olmaya çalışmaktadırlar. Kaşıkla verdikleri kırıntı sayılacak zamları, kepçeyle geri almaktadırlar. Bir kez daha uyarıyoruz. Bizler emekliyiz, dilenci değil. Sadaka beklemiyoruz. Haklarımızı istiyoruz. İkramiye adı altında, iki dini bayram öncesi verilenler ise bayram harçlığına, emekliler için bir aşağılama aracı haline dönüştürülmüştür. Sözün kısası geçinemiyoruz. Emeklilere insanca yaşam sağlayacak, bir aylık verilmesi zor değil. Siyasi bir tercihtir. Siyasi iktidar tercihini, emekçilerden, emeklilerden, yoksullardan yana değil, sermayeden yana kullanmaktadır. Emeklilerin daha fazla açlığa, yoksulluğa ve aşağılanmaya gücü kalmamıştır. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır. Emekliler kendilerini açlığa mahkum edenlere, yok sayanlara, görmezden gelenlere karşı seslerini duyurmaya, demokratik tepkilerini göstermeye kararlıdırlar. Sağlık, barış ve kardeşlik içinde insanca bir yaşam hepimizin hakkıdır. Emekliler olarak bu yaşamı elde etmek için, mücadelemize devam edeceğiz. Yoksuluz, isyandayız, geçinemiyoruz.”

reklam