akçakocaakçakoca haberakçakoca gazetesihaber akçakocaakçakoca son dakika
DOLAR
32,5004
EURO
34,6901
ALTIN
2.496,45
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Az Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C

ÇİLESİNİ FINDIKÇI ÇEKİYOR SEFASINI ONLAR SÜRÜYOR…

01.12.2022 19:07
827
A+
A-

Karadeniz bölgesi denildiği zaman akla ilk gelen ürünlerden bir tanesi de hiç şüphesiz ki fındıktır.

Öyle ki Dünya fındık üretiminin %70’i bu bölgeden sağlanmakta ve ihraç edilmektedir. Üretimde bir numarayız fakat ham ürünü işleyip ticaretini yapma konusunda en gerilerdeyiz.

Otuz yılı aşkın bir süredir fındık üreticisiyim. Ata mesleği olan bu geleneği sürdürmeye çalışırken, insanların bu işten daha iyi kazanç elde etmeleri gerektiğini düşünüyor ve bizim neyimiz eksik diye sormadan da duramıyorum.

Yıllardır etrafımdaki fındıkçıların sorunlarını dinliyor ve onları gözlemliyorum. Maddi ve manevi olarak hayatlarında ne gibi bir değişiklikler yaşadıklarına bakıyorum. Birçoğu yerinde sayıyor. Çok tarlası olan çok az tarlası olan az kazanıyor. Elbette ki böyle olacak ama bir fındıkçı olarak hakkımızı alabiliyor muyuz diye kendime sorduğumda ise aldığım cevap etrafımdaki insanları da şaşırtmıyor. Çünkü onlar da benimle aynı fikirdeler…

Yaptığım gözlemler neticesinde birçok fındık üreticisinin; yerlerine yeterli oranda bakamadığına, arazilerini yarıya verdiklerine, ürün fiyatından memnun kalmadıklarına, yeterince kazanamadıkları için ekstra işler yapmak zorunda kaldıklarına ve neticede bazı üreticilerin tarlalarını sattıklarına şahit oldum.

Geçtiğimiz sezon ağustos ayında Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan fındık fiyatlarıyla ilgili bir açıklama yaptı ve yaptığı açıklama sonucunda fındığın 54TL. den alınacağı söylenmişti. Bu açıklamadan sonra benim kendi öz ağabeyim de dâhil bu habere çok sevinmişti. Ancak nedense ben aksini düşünmüş ve bu açıklama yapıldıktan hemen sonra bir video çekmiş ve bunu sosyal medyada paylaşmıştım.

Üç gün içinde 100 binden fazla izlenen bu video paylaşım rekorları kırdı. Bu güne kadar kendi sayfamda paylaştığım videolar arasında 800 den fazla paylaşım yapılan ilk videom oldu. Elbette ki mesele burada paylaşım veya tıklanma meselesi değil! İnsanların sorunlarına tercüman olduğunuz zaman size hak verdiklerini görmek elbette ki beni gururlandırmıştı. Anlatmaya çalıştığım şey bu fakat neticede değişen çok bir şey olmadı ve üretici bu sene yine fındığını tüccara 40-45 TL arası bir fiyattan teslim etti.

Bunu söylediğim zaman bazı AK Partili arkadaşlar şöyle yanıt veriyor:

  • Efendim o zaman sizde fındığınızı tüccara değil de TMO ya verin!
  • Tamam kardeşim. TMO’ya verelim vermesine de. TMO denilen kurumun öncelikle üreticiyi mağdur etmemesi gerektiğini anlaması lazım! Sen üreticiye kota koyarsan üretici sana neden fındık versin ki? İnsanları saatlerce kapında bekleterek; senin fındıkların çatlak, tozlu vs. gibi bahanelerle insanları evlerine geri yollarsan, bu insanlar ürünlerini niçin sana teslim etsinler?

Üretici zaten tarlasında yeterince yoruluyor. Birde satarken yaşadığı zorluklar çiftçileri hepten çileden çıkartıyor. Haksız da değiller.

Önümüzdeki yıl FİSKOBİRLİK fındığı harmandan alacakmış? Tamam, çok güzel bir uygulama, tebrik ederim. Peki, bu güne kadar neden harmandan almadınız ve üreticiyi tüccarın eline düşürdünüz? Neden Fiskobirlik’leri kapattınız, alımları durdurdunuz? Birileri zengin olsunlar diye mi?

Fiskobirlik devreden çıktıktan sonra üretici tüccarın iki dudağı arasında kaldı. Cumhurbaşkanı’nın ağzından bir rakam çıktı çıkmasına ama biz bir şey görmedik, yiyemedik ve anlayamadık. Korkarım ki bu gidişle de anlayamayacağız! Anlamıyoruz çünkü kazandığımız paranın ne zaman bittiğini fark edemiyoruz… Her şeye 4 kat 5 kat 10 kat zam geldi ama geçen sene 22 lira olan fındık bu sene 44 lira oldu. Bu matematikle bu çiftçi nasıl ayakta kalır varın onu da siz düşünün…

Birçok vatan evladı gibi bizim de yurt dışında ikamet eden akrabalarımız var. Almanya’daki akrabalarımız her sene gelirlerken yanlarında çam sakızı çoban armağanı çikolata getirirler sağ olsunlar. Bu yıl da gelirlerken yine tablet çikolatalardan getirmişler. Benim Annem ilkokul mezunu ve fındığın her türlü cefasını çekmiş bir insan. 1980’li yıllarda henüz doğudan Akçakoca tarafına fındık toplamak için işçi gelmediği zamanlarda, Zonguldak’tan gelirdi bizim işçilerimiz. Her gün tarlaya gidip bir de 20 işçinin yemeği ve bulaşığı ile tek başına uğraşmak kolay bir iş değil. İşte benim Annem, o Anadolu kadını Almanya’dan o çikolatalar bize geldiği zaman döndü ve bana şöyle dedi:

  • Bizim fındıklar geri geldi oğlum!

Bu cümleyi duyunca hem çok güldüm hem de çok düşündüm. Dedim ki neden bu fındıkları biz işleyip yurt dışına çikolata olarak satmak yerine, kabuklu fındık olarak satıyoruz. Çocukken çikolata imal etmenin çok zor olduğunu düşünürdüm. Şimdi ise kendi çikolatamı kendim bile yapabiliyorum. Çikolata üretmek zor değilse, pazarlamak ve satmak çok daha kolay olmalı… Çünkü çikolatayı herkes sever. Ülkemizde çikolata imal ediliyor edilmesine ama henüz yeterli oranda tesisimiz ve fabrikamız olmadığı kesin. Peki yıllardır neden bu konuda bir adım atılmıyor?

Aslında bu sorunun cevabını size kendi hazırladığım bir resimle anlatmak istiyorum. Bu resme bakınca lafı çok uzatmaya gerek kalmıyor. İki sayfada anlatacaklarını tek bir resimde anlatabiliyorsunuz…

Bu resme baktıktan sonra aslında sorunun nerede olduğunu çok net görebiliyor insan! Birileri suyun başını tutmuş. Fabrikaya gitmesi gereken çikolatalar, Ferroli’ye gidiyor, o da bize Nutella yapıp geri satıyor!

Neredeyse üretilen tüm fındık, resimdeki kazancın büyük kısmının toplandığı yere gidiyor. Biz kendi fındığımızı pazarlayamadığımız için elin İtalya’nı gelip tüm piyasayı tekelinde topluyor. Bu büyük tüccarların da işine geliyor çünkü ellerindeki malı topluca satma imkânı buluyorlar. Örnek: Siz 10 ton fındık satarak mı daha fazla kar edersiniz yoksa 100 bin ton satarak mı? İşte onlar da öyle yapıyorlar. Suyun başını tutmuş olanlar serbest piyasada atlarını rahatça koşturabiliyor. Çünkü çiftçiyi sözde destekleyen hükümet, yaptığı uygulamalarla üreticiyi tüccarın eline mahkûm ediyor. Sonuç olarak çilesini fındıkçı çekerken sefasını onlar sürüyor.

Görüyoruz ki devletten hayır yok! Peki, Akçakoca olarak biz ne yapabiliriz? Kendi göbeğimizin bağını kendimiz kesemez miyiz? Bir sonraki yazımda sizlerle bu konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Hoşça kalın, dostça kalın, sevgiyle kalın.

Yazarın Diğer Yazıları