akçakocaakçakoca haberakçakoca gazetesihaber akçakocaakçakoca son dakika
DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Düzce
Hafif Yağmurlu
27°C
Düzce
27°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Az Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
19°C
Salı Yağmurlu
17°C
Çarşamba Az Bulutlu
19°C

Prof. Dr. Sarı “DENİZLERİ KURUTTUK “

Prof. Dr. Sarı “DENİZLERİ KURUTTUK “
07.09.2022 11:10
0
A+
A-

Balık avı sezonunun açılmasıyla birlikte denizlerimizdeki balık stokunun miktarı tartışmaya açıldı. Denizlerin giderek balık fakiri konumuna düştüğü uyarısında bulunan bilim insanları, “Balık bu sene olsa seneye olmaz. Ekolojik, sürdürülebilir bir politika benimsememiz gerekiyor” diyor.

Av yasağının kalkmasıyla birlikte gözler yine denizlere çevrildi. 31 Ağustos gecesi yeni umutlarla ‘vira bismillah’ diyen balıkçılar kontak çalıştırdı. Sezonun açılmasıyla birlikte tüketici, üretici ve satıcı balık bolluğun ve çeşitliliğini merak etmeye başladı.

Av sezonun başlaması nedeniyle, Birgün’den Gökay Başcan’a konuşan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı denizlerdeki balık durumunu ve Türkiye’deki balıkçılık konularında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Sarı’ya göre mavi sulardaki balık stoku 40 yılda yarı yarıya azaldı.

reklam

600 BİNDEN 300 BİNE

reklam

Sözlerine “Bu sene umut ederiz ki balıkçılar umduğunu bulur” diyerek başlayan Prof. Dr. Sarı, “Her sezonun başında balıkçılar, av sezonu açılıncaya kadar ‘bu işaret balığın çok olacağını gösteriyor, şöyle sürü yavru gördük’ diye anlatırlar. Balığın çok çıkmasını umut ederler. Burada iki yaklaşım var. Öncelikle her sene temmuz ayından itibaren her yıl bu yapılır. Sezon öncesi kendi aleyhine düzenleme çıkmasını istemez. Dolayısıyla ‘balık çok olacak’ diyerek işaretlerden bahsederler. Ama biz olaya bilimsel noktadan sezonluk bakmayız. Bazı dönemler, bazı türler çok avlanır, bazı yıllar balıkçılar ihya olduk derler fakat uzun yıllar verilerine baktığımızda bize başka bir şey söyler. 1980’li 600 bin ton balık avlıyorduk. Bugün bu sayı 300 bin tona geriledi ve 40 yıl içerisinde yarıya düştü. Sezonluk balığın artışı ya da azalışının bir değeri kalmıyor” dedi.

BU SENE OLSA BİLE…

Sürekli olarak balık stoklarının azaldığını belirten Prof. Dr. Sarı, “50 yıl öncesi teknolojiyle, teknelerin gücü, balık bulucu cihazların potansiyelleri, balıkçının teknik donanımları kullanma kabiliyeti ve kapasitesi çok arttı, buna rağmen avladığımız miktarı artmadı. Çünkü balık kalmadı, balık stoklarımız kalmadı. Balık stokları sadece avcılık yüzünden değil; kirlilik, iklim değişikliği, yanlış kıyı kullanımları, habitat tahribatı gibi birçok etkenden dolayı tükettik. Ama en büyük paylardan bir tanesi balıkçılık. Umarım balıkçılar bu sene umduklarını bulurlar ama bu sene bulsalar önümüzdeki yıllarda istedikleri kadar balık bulamayacaklar. Bol balık çıktı diye bir iki hafta mutlu olacaklar. Kasım ayına geldiğimizde ‘eyvah balık çıkmadı, mazot parası çıkmadı’ diye balıkçıların yakınmaları kamuoyuna yansıyacak. Sezonluk değil, bir bütün olarak uzun vadeli bakalım” ifadelerini kullandı.

BÜYÜK PAY TROL VE GIRGIRLARIN

Balıkçıları sadece doğayla dost olan ve olmayan diye ayırmak gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. “Endüstriyel, küçük ölçekli, amatör, profesyonel olarak sınıflandırıyoruz. Herkes kendi gücü nispetinde denizden yararlanmaya çalışıyor. Bizim 18 bin 500 civarında balıkçı gemimiz var kayıtlı. Bunun sadece 700-800 tanesi endüstriyel trol ve gırgır balıkçısı. Onun dışındaki yüzde 91’e yakını küçük teknelerden oluşuyor. Ama trol ve gırgır balıkçıları toplam avın yüzde 90’ını karaya çıkarıyorlar. Bu küçük tekneler sahip olanlar oran olarak yüzde 90’lar ama denizden aldıkları pay yüzde 10 civarında. Yani balıkçıları ayırmak yanlış. Yasalara uyan, doğayla dost olan balıkçı, sürdürülebilirliği esas alan balıkçı; yasalara uymayan, doğayla dost olmayan balıkçıları ikiye ayırabiliriz.Yapmamız geren şey Türkiye’de balık stoklarından daha iyi yaralanmak istiyorsak, daha çok balık avlamak tüketiciye bol balık yedirmek istiyorsak sürdürülebilirlik prensiplerini esas alan bir balıkçılık politikası benimsemek zorundayız. O yüzden de rotayı değiştirmek gerekiyor” diye konuştu.

Balıkçılıkta ekolojik esaslı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Sarı, “Biz 50 yıldan fazladır balıkçılığı kapalı alan uygulaması -yani şurada avla, burada avlama-, sezon uygulaması gibi teknik uygulamalarla yönetmeye çalışıyoruz. Bu yaklaşım bizim stoklarımızı tüketti. Yeni ekolojik esaslı bir yaklaşım benimsememiz lazım” dedi.

BALIKÇILARA DESTEK OLUNMALI

Son olarak balıkçılara destek olunması gerektiğini belirten Sarı şöyle konuştu: “Mazot, gemi bakım onarım fiyatları çok arttı. Balıkçılığı desteklememiz, sübvanse etmemiz gerekiyor. Çünkü balıkçı, balık fiyatını geçen seneye göre 3 kat artırmayacak. Balıkçıyı desteklemezsek kısa süre içerisinde balıkçılar ‘biz balık avlayamıyoruz, kurtarmıyor, kontak kapatıyoruz’ diyecekler. Ya da denizde küçük büyük ne varsa sömürecekler. İllegal yola başvuracaklar, denizi talan edecekler. Talanın önüne geçmek için balıkçıyı mutlaka sübvanse etmemiz gerekiyor.”

Haber Yorum KARASU HABER

reklam