http://www.wannawatches.com
akçakocaakçakoca haberakçakoca gazetesihaber akçakocaakçakoca son dakika
DOLAR
16,7451
EURO
17,5251
ALTIN
966,28
BIST
2.445,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Düzce
Açık
27°C
Düzce
27°C
Açık
Cumartesi Açık
27°C
Pazar Parçalı Bulutlu
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
27°C
Salı Az Bulutlu
28°C
reklam


BÜLENT ECEVİT’İN KALEMİNDEN , “AKÇAKOCA : 3  İNSANLAR…”

BÜLENT ECEVİT’İN KALEMİNDEN , “AKÇAKOCA : 3  İNSANLAR…”
11.02.2022 11:44
0
A+
A-

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlarından Rahmetli Bülent Ecevit’in gazetecilik yıllarında geldiği ve aşık olduğu Akçakoca ile ilgili  1955 Yılında Ulus gazetesinde “Günün Işığında “ köşesinde yayımlanan , İbrahim Bilgin’in Akçakoca’nın tarihini çarpıcı hikayelerle anlattığı  büyük ilgi gören “Küçük Şehrin Büyük Hikayesi Akçakoca ” eserinde alıntılarına yer verdiği   5 ayrı makalesinden biri olan“Akçakoca 3 İNSANLAR” makalesini okuyup geriye yaslanan her Akçakoca’lı  eminim ki aynı şeyi   düşünecektir.

 

****AKÇAKOCA 3 İNSANLAR****

reklam

“Akçakocalı, turist çekmeyi hâlâ misafir ağırlamak saydığı, misafirlerden oda parası almağa zorla razı olduktan sonra bile, hâlâ kasabada paranın lâfı edilmediği için, insan hiçbir şeye kızamıyor.

reklam

Eğer paranın lâfı edilebilir bir yer olsaydı, insan Akçakoca’da söylenecek birçok şeyler bulabilirdi:

— Turistler buraya her yaz bu kadar para döküyor, o parayla kasabayı biraz mamurlaştırsanız, hiç değilse yağmurda çamur olmayacak bir yol yaptırsanız a!..

Bir araya gelip de, modern otelleri, lokantalarıyla bir turist endüstrisi kursanız a!..

Fakat bunlardan hiçbirini söyleyemiyorsunuz. Söylemeğe yüzünüz olmuyor.

Beğenip gidiyorsunuz Akçakoca’ya… Parasız ağırlanmak gücünüze gider diye para da ödüyorsunuz. Ama Akçakocalı sizin ödeyeceğiniz parayı, sizden para almak istediği, sizin paranıza muhtaç olduğu için değil, siz mahcup olmayasınız diye alıyor. Sizi mahcup etmiş olmamak yüzünden, kendi gözünde kendi mahcup düşüyor.

Bunun üstüne bir de tutup Akçakocalıya «Neden şunu şöyle, bunu böyle yapmadın?» diye kızamazsınız. Ayıp olur!

Akçakoca’dan ayrılalı 3 hafta oldu kaldığımız odaları su bastığı için kendi aramızda biraz söylendiğimizi hatırladıkça bugün bile yüzümüz kızarır.
Zaten en ufak rahatsızlıklar için insandan o kadar özür diliyorlar ki, insan şikâyet edecek yerde, tek bir şikâyeti olmadığına dair gördüğü her Akçakoca’lıya teminat vermek zorunda kalıyor.

Böyle teminat vere vere de insan bir bakıyor ki en alışık olduğu rahatsızlıkların bile yokluğunu hoş görür, hattâ bu yokluklardan hoşlanır hale gelivermiş…

Akçakoca’nın belediyesi, halkı kadar konuksever, Turizm Derneği kadar çalışkan… Ama parası yok.

Belediye Başkanı Vasıf Peker «Paramız yok, ne yapalım!» deyip oturmuyor. Akçakoca’da doğru dürüst bir otel yok diye, belediyenin gül gibi binasını misafirlere bırakıp kendisi postanenin üstünde ufak bir yere çekilmiş.

Biz gittiğimizde, yer ayırtmış misafirler açıkta beklemesin diye, belediye binasında açılan otelin yeni gelmiş karyolalarını kendi eliyle kuruyordu.

Turizm Derneği, Akçakoca’nın birçok yerlerine, en uzak mahallelerine bile, hoparlörler yerleştirmiş. Misafirlerden biri plajda bir çift çorap unutmuş olsa, hoparlörlerle kasabanın her tarafına duyuruluyor:

— Plajda bir çift kadın çorabı bulundu. Çorap kaybeden misafirimizin, bunu bakkal falancanın dükkânından alması rica olunur!

Akşam üstü beklendiğinden fazla misafir gelip açıkta kalacak olursa gene hoparlörlerle ilân ediyor:

— Evlerine misafir alabilecek durumda bulunan Sayın Akçakocalıların Turizm Derneğine hemen haber yollamaları rica olunur.

Böylece kimseler açıkta kalmıyor. Geçen yılın Kurban Bayramında, 1000 evlik (nüfusu: 4000) kasabaya, 670 misafir yerleştirilmiş.

Fındık bahçeleri çok olduğu için başka iş yapmayan Akçakocalı gençlerden bazıları misafirlerle ilgilenme işini üstüne almış, bunu bir sanat haline getirmişler. Misafirle, yabancı bir yerde bir başına kaldığı hissini vermeyecek derecede ilgileniyor, fakat bu ilgiyi misafirin yalnız kalma ihtiyacına bir adım bile taşırmıyorlar.

Öyle ki plâjın en kalabalık bir yerinde insan, istediği an kendini dostlarla çevrili, istediği an da yalnız hissedebiliyor.

İstanbul gibi adı “medenî” ye çıkmış yerlerden gelen kadınlar, Akçakoca’da, lâf atılmadan, bakışlarla bile rahatsız edilmeden denize girebilmenin tadını çıkarıyorlar. Buraya her yaz gelenlerin anlattığına göre, yabancı kadınlardan bazısı çarşıda Bikini mayoyla alışverişe çıkarmış da kimse başını çevirip bakmazmış.

Akçakoca’da görülmeyen şeylerin başında polis, jandarma, bekçi geliyor. Görülmedikleri gibi, yoklukları da duyulmuyor.

Bir haftalığına, bir aylığına başka bir yere giden Akçakocalılar, anahtarı kapının dışına asarlarmış: Eve girip bir şey almak isteyen komşular kapıyı açabilsin diye!

Bülent ECEVİT

 

 

 

reklam


ETİKETLER: