akçakocaakçakoca haberakçakoca gazetesihaber akçakocaakçakoca son dakika
DOLAR
8,4008
EURO
10,1744
ALTIN
504,13
BIST
1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Düzce
Gök Gürültülü
22°C
Düzce
22°C
Gök Gürültülü
Salı Gök Gürültülü
23°C
Çarşamba Gök Gürültülü
22°C
Perşembe Gök Gürültülü
26°C
Cuma Gök Gürültülü
28°C
reklam

YAVAŞ YAVAŞ GERÇEKLEŞMEKTE OLAN  ÖLÜMÜ ELİMİZ BÖĞRÜMÜZDE SEYREDİYORUZ

YAVAŞ YAVAŞ GERÇEKLEŞMEKTE OLAN  ÖLÜMÜ ELİMİZ BÖĞRÜMÜZDE SEYREDİYORUZ
08.06.2021
0
A+
A-

Son günlerde Marmara denizinin yüzeyini ve dibini kaplayan her türlü yaşamı sonlandıran ve adeta Marmara’nın ölümüne neden olacağı vurgulanan  deniz salyası tehlikesini ana gündemimiz oldu. Ateş baayı değil binayı sardıktan sonra önlem almalar konuşulur ken tehlikenin Marmara ile sınırlı kalmayacağı ve yakın bir gelecekte Karadeniz’i tehdit edeceği öngörülüyor.

Alınacak önlemler belli iken yapılmaması gerekenler bilinirken bunları kulak ardı edenler bugün kurtuluş reçetelerini uygulamaya geçmeyip sadece günü kurtaracak demeçlerle yetindiğini dehşetle ve ibretle izliyoruz. Uzman değilim ve bu konuda bir bilgi birikimim olmamakla  okuduğumu anlayacak durumdayım Allaha şükür…

Bakınız Türkiyede çevre ve doğa katliamını kalem kalem  nasıl gerçekleştirildiğine ve bunların yarattıkları olumsuzluklara dikkat çeken çok kapsamlı yazısının Karadeniz ve Karadeniz balıkları ile ilgili bölümünde  Yılmaz Özdil ne yazmış;

reklam

“Normalde 18 santime kadar büyüyen, 12 santimken avlanan hamsi, altı santim bile olmuyor, yarısı kadar bile büyümüyor, bu yıl tarihte ilk kez, hamsi sezonunda hamsi avlamayı yasakladılar. Çünkü… Hamsi karnını doyurmak için kıyılara yanaşır, planktonla beslenir. Mikroskobik boyuttaki planktonları da dereler doyurur. Sonbaharda ağaçların yaprakları dökülür, çürür, ormanlardan süzüle süzüle gelen derelerle denize taşınır, planktonlar da işte bunlarla beslenir, ağaçtan dereye, dereden planktona, planktondan hamsiye, zincirin halkalarıdır. Tarihte ilk kez, bu besin zinciri koptu. HES’ler derelerimizi kurutmakla kalmadı, derelerin taşıdığı organik yüklere set çekti, denize ulaşmasını engelledi. Bu yüzden planktonlar azaldı, hamsi de yiyecek plankton bulamadı.

 

– Son 10 yılda Karadeniz derelerine 200’ün üstünde HES yapıldı, 20’sinin inşaatı devam ediyor, 120’sinin projesi temel atma aşamasına geldi. Toplam 1.700 küsur HES lisansı dağıttılar!

 

– Sorun sadece Karadeniz kıyılarımızda değil, Ege kıyılarımızda da balık yok, Akdeniz kıyılarımızda da balık yok. Tarihimiz boyunca hiç bu kadar kötü bir balık sezonu görülmedi. Gel gör ki, aynı denizi paylaştığımız Yunanistan mesela, balık fışkırıyor. Çünkü… Yunanistan’da 40 metre derinlik sınırı var, 39 metrede balık avlayamazsın, kanunen yasak. Neden 40 metre sınırı var? 40 metre derinliğe kadar güneş ışığı ulaşıyor, “posidonia” tabir edilen deniz çayırları fotosentez yapıyor, balıklar bu deniz çayırlarında hem besleniyor, hem ürüyor. 40 metre yasağıyla, işte bu üreme alanları koruma altına alınıyor. Deniz çayırında balık avlarsan, sadece o balığı değil, o balığın gelecek nesillerini de yok etmiş oluyorsun. Peki bizde sınır ne? 24 metre!

 

– Sadece karadaki çayırları değil, denizdeki çayırları da kurutuyoruz.

 

– Bu yüzden, barbun Senegal’den ithal ediliyor, kalkan Romanya’dan, lagos Mısır’dan, sinarit Gana’dan, dilbalığı Somali’den geliyor, Norveç’ten getirilen seyit balığını mezgit diye kakalıyorlar, güya sardalya festivali düzenliyoruz, o sardalya Yunanistan’dan geliyor, Galata Köprüsü’nde yediğimiz balık-ekmek bile Norveç uskumrusu.

 

– Karadeniz’de 26 balığın, Marmara’da 125 balığın neslini kuruttuk.

 

– Üç tarafımız denizlerle çevrili, Türk havuzu denilen kendimize ait denizimiz var, ama, denizi olmayan Konya’da Uşak’ta tarla balıkçılığı yapıp, arazide levrek yetiştirmeye çalışıyoruz.

 

– Balıkçılık tarihimizin en önemli kitaplarından biri olan ve İstanbul balıkhanesi müdürü Karekin Deveciyan tarafından kaleme alınan “Türkiye’de Balık ve Balıkçılık” isimli eserde, 1920’li yıllarda sırf İstanbul’da sekiz milyon ton balığın işlem gördüğü anlatılıyor. Bugün, tüm Türkiye’de bir milyon ton bile değil.

 

– 1920’li yıllarda İstanbul balık haline 2 milyon 200 bin çift torik geliyordu. Bugün torik gören var mı? Bizim lüferi neredeyse kuruttuk, Atlantik ringası geliyor, Pasifik ringası geliyor, Avustralya uskumrusu geliyor, Japon kolyozu geliyor.

 

– Marmara Denizi tüm balıkların göç ve yumurtlama yeriydi. Tekirdağ, Şarköy, Marmara Adası arasındaki üçgen, orkinosların aşk üçgeniydi. Taaa Atlas Okyanusu’ndan gelirler, bu aşk üçgeninde ürerlerdi. Aşk üçgenini lağım çukuru haline getirdik.

 

– İzlanda’da volkan patladı, kül yağmuru nedeniyle kıyıları zehirlendi, toplu balık ölümleri meydana geldi, balıkları -somon- analiz ettiler, ağır kurşun, radyoaktif madde ve zararlı kimyasallar tespit edildi, bütün dünya İzlanda’dan balık ithalatını durdurdu, aynı dönemde Türkiye’nin İzlanda’dan balık ithalatı yüzde 250 arttı, elalemin almadığı kansere yol açan balıkları afiyetle bize yedirdiler.” Diyor.

Koruyamadığımız denizlerimizi ve içindeki yaşam ile birlikte Balığı yok ediyoruz.  Alınması gereken en basit önlemleri endüstriyel balıkçılık yapan doymazların baskısıyla eli kolu bağlanmış Ankara  alamıyor bizde  elimiz böğrümüzde yok oluşu seyrediyoruz.

Bilmem anlatabildim mi.

 

reklam

takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al porno izle