akçakocaakçakoca haberakçakoca gazetesihaber akçakocaakçakoca son dakika
DOLAR
8,4682
EURO
10,0716
ALTIN
493,31
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Düzce
Sıcak
37°C
Düzce
37°C
Sıcak
Salı Sıcak
39°C
Çarşamba Sıcak
38°C
Perşembe Sıcak
39°C
Cuma Sıcak
41°C
reklam
reklam
reklam

KÜRESEL ISINMA VE İSRAF GELECEĞİMİZİ ŞEKİLLENDİRECEK.

Küresel ısınma,  ilk defa 1992 yılında Rio Zirvesinde dile getirildiğinde İnsanlar yok daha neler diye tepki gösterdiler.

Sonrasında yapılan çalışmalarda bilim adamları 1880 ile 2012 yılları arasındaki dönemde, ortalama küresel (kara ve su) yüzey sıcaklığının 0,85°C’lik artış gösterdiğini , bu artışın artarak devam edeceğini ve iklimlerde değişikliklere neden olacağını ortaya koydular.

2012 yılında önümüzdeki yüz yılda olacak değişiklikleri herkes kabullendi ve her ülke yeni duruma göre yeni stratejiler geliştirmeye başladı.

reklam

Düşünebiliyormusunuz?  Hava sıcaklığı 150 yılda 0,85 C artmış ve neticesinde iklimlerde, yağış rejimlerinde , doğal afetlerde sert değişiklikler meydana gelmişti. Daha da kötüsü bu değişiklikler artarak devam edecek.

reklam

Gereken önlemler daha sert ve daha ivedilikle alınmazsa, iklim değişikliğinin en dramatik yansımalarından birine tarım ve gıda sektöründe şahit olacağız. Ülkemiz tarım ülkesi , Avrupa’nın 24 ülkesi kadar çiftçi nüfusuna sahibiz ve tarımsal üretim olmazsa olmazımız.

 

İklim değişikliğiyle “su stresi” de doğal olarak  derinleşecek.  Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarındaki beklenen düşüş öngörüsüne bağlı olarak Türkiye su fakiri ülkeler arasına girmeye başlayacak.

Türkiye’de tüketilen suyun neredeyse dörtte üçü tarımsal sulamada kullanılıyor ve suyun tarımda bu denli yoğun ve verimsiz kullanımı süreci hızlandırıyor. Öyle ki, “Tarımsal üretimin de yapıldığı birçok havzadaki aşırı su kullanımı, bu havzaların kendilerini yenileyebilme kapasitesini aşmış durumda.”

PEKİ, SU YETMEYİNCE NE OLACAK?

Cevap net: Yakın gelecekte verimlilik kaybı, tarımsal gelirlerin azalması ve biyoçeşitlilik kaybı gibi birçok sorun şiddetlenecek.

30 yıl öngörüleri iç açıcı bir tablo ortaya koymuyor.

Kayısı, Şeftali, Elma gibi bir çok meyvede 2021-50 dönemi verim kaybı tahmini %40-50 Üzümde ,Hubatta ve Bakliyatta 2021-50 dönemi verim kaybı tahmini  %20-30 Fındıkta ,Cevizde ve Bademde 2021-50 dönemi verim kaybı tahmini % 10-20

Biz vatandaş olarak bu etkilerin azaltılması için ne yapabiliriz ?

 

Öncelikli direk su israfı olmak üzere her türlü israftan kaçınmalı , tüketmeden çöpe attığımız her türlü gıda ile su israfına da neden olduğumuzu unutmamalıyız.

Günümüzde yoksulluk, eşitsizlik, kaynaklara erişimeme nedeniyle bir milyar kişi yeterli gıdaya erişim sağlayamıyor. Geri kalan nüfusun en az yarısı günlük besin ihtiyacının çok ötesinde aşırı gıda tüketimi ve israf nedeni ile daha fazla alanın tarımsal üretimde kullanılmasına , daha fazla su ve kaynak kullanımına neden oluyor.

Endüstriyel tarım ve hayvancılık tarafından yönlendirilen küresel gıda sistemi, artan gıda ihtiyacını karşılayabilmek için hayati ekosistemlere zarar vermek pahasına asimetrik şekilde büyüyor.

Ortalama olarak ;

1 kg sığır eti üretmek için 19.525 litre,

1 kg tavuk eti üretimi için  4.805 litre ,

1 kg makarna üretmek için 1.710 litre ,

1 kg ekmek üretmek için 1.090 litre ,

1 kg sebze üretmek için 335 litre su gerekiyor.

En kısa zamanda en başta su ve gıda olmak üzere israftan kaçınmamızı sağlayacak tüketim alışkanlıkları kazanmalı, gençlerimize bilinçli tüketici olmayı öğretmeliyiz.

Yazarın Diğer Yazıları
reklam