JavaScript must be enabled in order for you to see "WP Copy Data Protect" effect. However, it seems JavaScript is either disabled or not supported by your browser. To see full result of "WP Copy Data Protector", enable JavaScript by changing your browser options, then try again.
SON DAKİKA
pendik escort

reklam

Beklenilen Demek!


reklam
Bu haber 15 Ekim 2017 - 13:15 'de eklendi ve 1.202 views kez görüntülendi.

“Kıt kaynaklar” konusu, üniversite yıllarımdan kalma en endişe duyduğum konulardan biridir. Endişe vericidir, çünkü sizde takdir edersiniz ki, “insan ihtiyaçları sınırsızdır”!

Halk arasında da sıkça kullandığımız “kıtlık” kelimesinin anlam ve önemini iyi kavrayabilseydik eğer, mazlumlara şefkatimiz, zalimlere sözümüz bugün daha güçlü olurdu.

Meseleden, her zamanki gibi konuya bağlı ama içimden geldiği gibi, yani doğaçlama yaparak bahsetmeye çalışacağım…

***

İnsanoğlu yüzyıllar boyu ihtiyaçlarını gidermek adına bir çok önemli olayın altına imza atmıştır. Örneğin, Çinliler güvenlikleri için Çin Seddi’ni,  Mısır Firavunları da öldükten sonra bedenlerini gelebilecek tüm tehlikelere karşı koruyacak Piramitleri inşa ettirmişlerdir. Bunları inşa ederlerken kaynak olarak, çok sayıda insan gücü ve bol miktarda taş kullanmışlardır. Zamanla insan gücü yerini makineye, taş ise daha değerli madenlere bırakmıştır.

İnsanoğlu bulduğu ateşi besleyebilmek için oduna, sonrasında kömüre ihtiyaç duymuştur. Sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ise daha büyük enerji kaynaklarına ihtiyaç olacaktır. Ya alternatif enerji kaynaklarına yönelmek ya da gaz ve en önemlisi petrol gibi kaynaklara sahip olmak gerekecektir.

Gaz, petrol bir yana, güneş ışığı, hava ve su dahi doğada kıt kaynak olarak yer aldığı aklıma geldikçe endişelerim daha da artmaktadır.  

İnsan ihtiyaçları ve piramitler demişken Maslow’un ihtiyaçlar piramidiyle devam etmek istiyorum. Maslow, insan ihtiyaçlarını en altta “fizyolojik ihtiyaçlar”, en üstte “kendini gerçekleştirme ihtiyacı”  olarak, bir piramidin basamakları şeklinde sıralamış ve kişinin ancak alt basamaktaki ihtiyacını karşıladıkça bir üst ihtiyaca gereksinim duyacağını öne sürmüştür.

Ancak, Maslow’un atladığı bir konu vardır. Oda, insanoğlunun gözü bir sonraki basamakta, aklı ise hep bir önceki basamakta kalmasıdır.

Yani insan, daha çok yemek-giymek, araba-ev; daha çok saygı duyulmak, sahiplenmek ve hükmetmek gibi sınırsız ihtiyaçlara sahiptir.  Maalesef, bu ihtiyaçları karşılarken de, doğanın kendisine gösterdiği cömertliği diğer insanlara göstermemektedir…

Doğada, kaynaklar aritmetik olarak artarken, nüfus geometrik olarak artmaktadır.  Nüfus 1’ken 5, 5’ken 25, derken 125… olmaktadır. Dolayısıyla kaynaklar kıtlaşmaktadır. İhtiyaçlar için daha fazla üretim, nihayetinde daha fazla enerji gerekmektedir. Buda insanlar arasında mücadeleyi kaçınılmaz kılmaktadır…

***

Şimdi başa dönecek olursak, kıtlık kelimesinin anlam ve önemini kavrayabilenler, çoktan harekete geçerek kaynaklara yöneldiğini gözlerimizle görüyor kulaklarımızla işitiyoruz. 11 Eylül 2001’de fiili olarak başlayan bu hareket Büyük Orta Doğu Projesiyle şekillenmekte, üzerinde tamamlanmamış piramit ve tepesinde bir göz resmi olan “one minute” dolarlar doğuya, doğunun kaynakları ise batıya doğru kaymaktadır.

Orta Doğu kan gölüne dönmekte, İslam coğrafyası izlemektedir. Mazlumlar tarafından “Beklenilen Türk”e ise büyük iş düşmektedir. “Beklenilen demek insanlığa barışı, kardeşliği huzuru getirebilmek” demektir…

Saygılarımla


Eyüp Durdueyup.durdu@akcakocahavadis.com
reklam
reklam